|
|
 |
|
|
|
Yorum Analiz
|
Aleviler
Ahmet Altan / Taraf Bugün okuyacaklarınız sanırım sizi epeyce sarsacak. Savaşın ne olduğunu bilmiyorsunuz çünkü. Savaştan söz ediyorsunuz ama o savaşta yaşanılanlardan haberiniz yok. Öldürmenin savaşın içinde bir salgın hastalığa döndüğünü, insanları vahşileştirdiğini, o vahşetin insanlardan tüm topluma yayıldığını bilmiyorsunuz. Güneydoğu’da savaşan bir askerin anlattıklarını okuyun.
|
|
|
'12 yaşında Alevi bir öğrencinizi fişlemek ne demek bilir misiniz?' |
|
|
|
|
'12 yaşında Alevi bir öğrencinizi fişlemek ne demek bilir misiniz?'
Ruşen Çakır / Vatan Bundan 5-6 yıl önce, bir gün İstanbul Eminönü’nden Kadıköy’e geçerken, vapurda bir genç yanıma gelip bana bir teşekkür borçlu olduğunu söyledi. Hatırladığım kadarıyla şöyle konuştu: “Hukuk Fakültesi’nde okurken Gülen cemaatinin bir ışıkevinde kalıyordum. Bir gün abilerden biri, sizin ‘Ayet ve Slogan’ adlı kitabınızı okuduğumu gördü. Bana o kitabı okumamamı söyledi. Daha sonra kitabı tekrar bulunca beni evden çıkardılar. Bu sayede cemaatten kopabildim. Şimdi avukatlık ve AK Parti’de siyaset yapıyorum.” Gülen cemaatinin esas olarak eğitim alanında faaliyet gösterdiğini biliyoruz. Cemaatin yurtiçi ve dışındaki yüzlerce okul ve dersanesinden şu ana kadar binlerce öğrencinin mezun olduğunu tahmin edebiliriz. Okullara ek olarak ışıkevleri, yurtlar ve pansiyonları da hesaba katarsak fotoğraf daha net görülebilir. Bu okullarda neler yaşandığı hakkında, etkileriyle kıyaslanamayacak ölçüde az bilgiye sahibiz. Cemaatin düzenlediği organize bazı turlara katılan kimi gazeteci ve aydınların, hemen tümü pozitif olan gözlemlerine ek olarak, çoğu Türkiye dışında ve başka dillerde kaleme alınmış birkaç incelemeden başka bir şey yok elimizde. Öyle ki cemaat son yıllarda kendi içinden yetiştirdiği sosyal bilimciler aracılığıyla bu boşluğu doldurmaya çalışıyor. Ama bu doldurma faaliyetinin epey yanlı olduğu da muhakkak.
|
|
|
Sayın Başbakan Alevi düşmanlığı yapma |
|
|
|
|
Sayın Başbakan Alevi düşmanlığı yapma
Rıza Zelyut / Güneş Sayın Erdoğan! Şu an 72 milyonluk Türk milletinin başbakanı konumundasın. Görevin bu milletin birliğini; ülkenin bütünlüğünü korumaktır. Halbuki; milleti bölmek için çaba içindeymiş gibi görünüyorsun. Kanıt da sizin sözleriniz: Önce Türkiye'nin 36 etnik parçadan oluştuğunu söyledin. Sonra da bu etnik parçaların sorunu olduğunu iddia ettin. Böylece; bir arada yaşama bağını kırıp ayrıştırmanın önünü açtın. Kürt gerçekliğini Kürt sorunu gibi göstererek yarattığınız deprem bunun işaretidir.
|
|
|
Dedelik Talimat Değil, İkrar, Rızalık ve Yola Hizmet Kurumudur |
|
|
|
|
Dedelik Talimat Değil, İkrar, Rızalık Ve Yola Hizmet Kurumudur.
Turan ESER Başbakanın 20 Ağustos Ankara mitinginde, dedelik gibi önemli bir Alevi kurumunu istismar eden konuşması tam anlamıyla bir ayrımcılık ifadesi olan bir suçtur. AKP hükümeti tarafından Alevilere yönelik sürdürülen ayrımcılığın ve ötekileştirmenin, siyasal İslamcı bir gelenek olduğunu Başbakan Erdoğan, Sincan mitinginde bir kez daha göstermiştir. Önce Kılıçdaroğlu ile sürdürdüğü soy-soy tartışması üzerinde Sünni-Türk İslam sentezci yaklaşımının yerini, şimdi de Alevi inancına ve geleneğine yabancı olan bu başbakan “Dedelerden talimat dönemi bitti” diye, Alevi dedelik kurumunu siyaset alanının istismarı haline getirmeye çalışmıştır. Alevilikte önemli bir yer olan dedelik kurumunu rencide etmek ve toplumun nazarında olumsuzlaştırmak için, dedeliği ve Aleviliği HSYK tartışmalarında istismar haline getirilmesi bir ayrımcılık ifadesidir ve suçtur.
|
|
|
Başbakan'a 'dedeler' mektubu |
|
|
|
|
Başbakan'a 'dedeler' mektubu
Ahmet HAKAN / Hürriyet SAYIN Başbakan... “Dedelerden talimat alma dönemi sona eriyor” demişsiniz. Neyi kastettiğinizi biliyorum: Eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay’ın bir “Alevi dedesi” olduğuna ve bu kimliğiyle yüksek yargıyı etkilediği iddialarına gönderme yapıyorsunuz.
|
|
|
Olmadı Başbakan...
Oral ÇALIŞLAR / Radikal (...) Başbakan Erdoğan, Seyfi Oktay’ın, Alevi dedesi olduğu için bu atamalarda rol oynadığını mı söylemek istiyor? Bu tutumun insan hakları literatüründeki karşılığı ‘ayrımcılık’tır. Bir kişiye, aidiyeti nedeniyle suçlamalarda bulunmak, bir insan hakkı ihlalidir....Böyle bir iddiayı en hafif deyimiyle ‘ayıp’ olarak nitelendiriyorum. Yargıtay’da Sünniler dışında kimse olamaz mı? Aleviler bin yıldır dışlanan bir mezhebin mensupları. Dini bağnazlık onları yıllarca baskı altında tuttu, her yerlerden dışladı... Halktan oy istenilen dönemler, demokrasinin en güzel dönemleridir. Halkın diğer dönemlere oranla daha fazla ‘kadraja girdiği’, ülkenin geleceğinin halkın tercihine bağlı olduğu yönündeki görüşlerin anlamlı bir zemin kazanabildiği dönemlerdir. “Siyasetçilerin düşünme yeteneğine sahip olmadıkları iddiası haksızdır; her siyasetçi önündeki seçimleri düşünür” sözü, boşuna söylenmemiştir.
|
|
|
12 Eylül Referandumu
İsmail SAÇLI Bir çoğumuz, günümüz olaylarına bakarken bu olayların tarihsel gelişim ve süreçlerini geçmişle iniltili bir şekilde, o günün koşularına, mekâna, zamana göre değerlendirip bu güne uyarlama noktasında çaprazlama bir düşünüm bağı kurarak daha gerçekçi sonuçlar vermesi adına versiyonel bir tutum içerisinde yorumlamayı tercih ederiz, bir nevi miladi düşünürüz. Şimdi Türkiye’nin her köşesinde 12 Eylül referandumu konuşuluyor, tartışılıyor miting alanları EVET-HAYIR diye bir seçim havasında siyasilerin zehir zemberek sözleri ile adete buz kesiyor, her meslekten insan, özellikle siyasi yapı; kuvvetler ayrılığı ilkellerini yok sayarak anayasacı, hukukçu ve hakim oluveriyor, Bu arada toplumu ayrıştırma kamplaştırma noktasında insanlar baskı ve tecrit altında tutularak taraf olmaya zorlanıyor. 12 Eylül’le hesaplaşacağını söyleyerek 12 Eylül mağdurlarının gözyaşı ve elem dolu hayat hikayelerini seçim meydanlarından kendi siyasi bekaları için kullanmaktan geri kalmıyorlar. Yandaş denilen medya ilanlarla afişlerle besleniyor, iktidarın muktedir gücünün gölgesinde ülkenin içinde bulunduğu Sosyal ve Ekonomik koşulları yok sayarak Şoselerden halka bakıyor ve üst balkon edebiyatı ile köşe yazılarında manşetlerinde büyük puntolarla EVET’ i işliyorlar. Neden ? Niçin ?
|
|
|
Başbakan'ın gurur duyduğu iki Çorumlu! |
|
|
|
|
Başbakan’ın gurur duyduğu iki Çorumlu!
Mustafa Mutlu / Vatan Gündemdeki olayları internetten izlemeye bayılıyorum... Son günlerde en çok dolaşan mail, Başbakan’ın 17 Ağustos’taki Çorum mitinginde söylediği sözlerle ilgili... Başbakan bu mitingde, aynen şunları söylemişti: “Nasıl ki Çorum bu topraklardan yetişmiş Akşemsettin Hazretleriyle, Ebusuud Efendi’yle, Koyunbaba’yla, İskilipli Atıf Hoca’yla gurur duyuyorsa, bizler de Çorum’la gurur duyuyoruz.” Mail’de bu sözlere tepki gösteriliyor ve şöyle deniliyor: “Ebu Suud Efendi, Yavuz Sultan Selim’in Şeyhülislamıydı. ‘Alevilerin, canları, malları, namusları size helaldir’ diye fetva veren din adamıydı... İskilipli Atıf Hoca ise Kurtuluş Savaşı’nda, ‘Mustafa Kemal isyankârdır, katli vaciptir’ diye yazılar yazan biriydi...”
|
|
|
47.Yıl İzlenimleri
Mustafa ÖZCİVAN* 47. Hacı Bektaş Veli Anma Törenlerini de geride bıraktık. 47 yılın en başarısız, içeriği boş, protokol konuşmaları ve sunumu yetersiz, düzenin ve kontrolün olmadığı, gelen üst düzey protokolün (CHP genel başkanı, bakanlar ve milletvekilleri) belediyeyi ziyaret etmediği ve dikkate almadığı bir etkinlik sona erdi. Umarım organize komitesi..! Eksik ve yanlışlarını görmüştür. 6 yıldır ilk kez törenleri protokol tribününden (davetsiz olarak) izledim. CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu ile Genel Sekreter Sayın Sav’a “hoş geldiniz” demek için tören alanına geldim. Sayın Kılıçdaroğlu’na ve Sayın Sav’a “hoş geldiniz” dedim ve sayın Sav “tribüne geç” dedi, kıramadım ve tribüne geçerek 1 saat 15 dakika süren açılış konuşmalarını, ödül törenini izledim.
|
|
|
Mezhepler Cumhuriyeti'ne doğru! |
|
|
|
|
Mezhepler Cumhuriyeti'ne doğru!
İhsan ÇARALAN / Evrensel.net Devlet Bakanı Faruk Çelik, epey bir zamandan beri hükümetin “Alevi açılımı bakanı” olarak görev yapıyor. “Alevi Çalıştayı” adı altında bir dizi toplantı yaptı. Her ne kadar bu toplantıları geniş Alevi çevreleri boykot etmiş olsa da; ya da Ökkeş Şendiller gibi Maraş katliamının bir numaralı sanığı, “bilgisinden yararlanmak üzere” çalıştaylara davet edilse de; sonuçta, AKP ve devlete yakın bir laiklik anlayışındaki Alevi çevreleriyle de yakın temas içinde yapıldı bu toplantılar. İşte bu çalıştayın çalışmaları tamamlanmış ve Bakan Çelik’in açıkladığına göre, “sonuç aşamasına” gelmiş! Hükümetin, “Alevilerden Sorumlu Devlet Bakanı” olarak Çelik; bir “Mezhepler Genel Müdürlüğü kurulması ve her mezhep içinde daire başkanlıkları oluşturularak mezhepler arasındaki adaletsizliğin giderilmesi” doğrultusunda bir “öneriyle” ortaya çıkmış bulunuyor.
|
|
|
Bahadın Anısı
Hıdır ÇAM Toplam on beş kişiydik; Onlar kahvede çay içerken ben, Belediye Başkanı’na bir merhaba diyeyim dedim. Odası çok kalabalıktı Başkanın; O akşam Cem Töreni, bir gün sonra da Şenlikler başlayacaktı. Bahadın’ın bir şeylere gebe olduğu kahvelerinde, sokaklarında, insanların nur yüzlerinden belliydi. Bu büyük mutluluk, Başkanın gözlerine de yansımıştı. Birlikte geldiğimiz diğer konukların kahvede olduğunu duyunca Belediye Binası içinde uygun bir yer ayarlayıp, tüm dostları olanaklar ölçüsünde, büyük bir dostluk örneğiyle ağırladı.
|
|
|
16 Ağustoslar Nasıl Başladı? |
|
|
|
|
16 Ağustoslar Nasıl Başladı?
Nafiz ÜNLÜYURT / Hacıbektaş Bu hikaye Menderes’in Tarım Bakanı Nedim Ökmen’nin ilçeyi ziyareti ile başlar. Çok konuşulan ve de önemli bir ziyarettir bu. Yıl 1957. Nedim Ökmen Hacıbektaş’ta. O yıllarda bakan düzeyinde bir devlet adamımın ilçeye gelişi az rastlanılan bir olay.
|
|
|
Yanlış Nerde Yapılıyor?
Ali KAİM / Hacıbektaş (...) Alevi Bektaşi örgütlerinin istekleri, Öğretinin Dünyaya açılan penceresi olarak gördükleri etkinliklerin hazırlanmasında, örgütlenmesinde ve uygulanmasında sürece dahil olmaktır. Katkı sunmaktır. Yurt içi yurt dışı Alevi Bektaşi örgütlerinin organize çalışmaları olmadan törenlerde kitleselliği ve içerik kalitesini yakalamamız mümkün değildir... 47. Ulusal, 21. Uluslar arası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri 15-18 Ağustos 2010 günlerinde gerçekleştirilecek. Etkinlik programı internet sitelerinde, yerel gazetelerde bir ay öncesinde yayımlandı. Bir çok etkinlik programı hazırlamış bir kişi olarak, en basit bir etkinliğin hazırlanmasında bile emek yoğun bir çaba olduğunu belirtmek istiyorum.
|
|
|
Asker Muhtırasından Ulema Fetvasına Geçiş |
|
|
|
|
Asker Muhtırasından Ulema Fetvasına Geçiş
Turan ESER / BirGün Söz konusu “haklar, özgürlükler” olunca, halkın dünyasında bakmak gelmiyor akıllara. Varolan haklarda insan hakkı değil, sanki bir lütufmuş gibi sunuluyor. AKP’nin referanduma sunduğu Anayasa paketi, halkın eşitlik haklarını ve mutluluğunu sağlamayı değil, 1930 ve 1950 devlet tipini temsil eden, İttihatçı ve tarikatçı siyasal ruhun sahiplerinin mutluluğunu hedeflemektedir. Mevcut Anayasa ve AKP paketi halkı devlete, sermayeye, hak ihlallerine, kültürel kimlik inkarına, askeri ve dinci vesayete karşı korumaktan uzaktır. Oylanacak olan pakette halkın sözü, ruhu ve talepleri yok. Sözün sahipleri bellidir. Mevcut Anayasa ittihatçı ve tarikatçı elitlerin sözlerinden, ideolojik kurgularından ve stratejilerinden ortaya çıkmış bir darbe metnidir. Asker kışlasından taşınmış toprak ve cami avlusundan taşınmış suyla 28 yıldır beslenmiş olan darbe anayasasıdır. 12 Eylül Anayasası, kışladan ve camiden gelenlerin ittifakıyla kalem alınmış bir metindir. Yazarları Türkçü ve İslamcıdır.
|
|
|
Fethullah Gülen'in Kürt ve Alevi düşmanlığı |
|
|
|
|
Fethullah Gülen'in Kürt ve Alevi düşmanlığı
Mustafa Peköz / Sendika.org Küresel sermaye tarafından desteklenen Fehtullah Gülen’in ‘barışçıl’ bir politika izlediğine dair vurgular sık sık yapılır. İdeolojik politik çizgisine bakıldığında böyle biri olmadığını anlamak zor değil. Tersine çok katı, sert, ırkçı ve milliyetçi görüşleri savunmaktadır. İdeolojik-politik çizgisinin esasını Türk-İslam sentezi oluşturur. Toplumsal uzlaşmadan yana görünmesine rağmen demokrasinin İslam’la bağdaşmadığını ve demokrasiyi savunmadığını sürekli vurgular, şiddeti esas alır. Amaçlarına ulaşmak için her yolun denenmesi gerektiğini, bunu mubah olduğunu söyler. İki yüzü politikalarla ün yapmış Gülen’in öncelikli hedefi Kürtler ve Alevilerdir. Cemaatine yönelik verdiği özel ve gizli vaazlarda bunların tehlikeli olduğunu ve sert önlemlerin alınması gerektiğini belirtir.
|
|
|
Namık Kemal Zeybek Kime Hizmet Ediyor... |
|
|
|
|
Namık Kemal ZEYBEK NE YAZIYOR?...
Kimin için yazıyor?... Radikal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sayın İsmet Berkan’a AÇIK MEKTUP Gazeteniz Köşe Yazarlarından Sn. Namık Kemal Zeybek’in 2008-2009-2010 yılının kimi günlerine dağılmış, kesip dosyamda biriktirdiğim; “Alevilik ve İslâm…”, “Cem Vakfı ve Alevilik”, “Alevi Düğümü…”, “Alevilik’te Namaz…”, “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi…”, “Cemevleri…”, “Alevilik -Tarikat-Mezhep…”, “Alevi Gence Yapılanlar…”,”Kerbelâ’nın Tarihçesi…”, “Alicilik, Muaviyecilik”, “Alevi Çalıştayı”, “Yesevi Yolu…”, “Hünkâr ve piri” ve benzeri kim yazılarını, bir kitabı oluşturan makaleler gibi ard arda okuduğumda; ulaşabildiğim sonuçları, izninizle, kamuoyu önünde sizinle (Gazeteniz Yönetimiyle) paylaşmak istiyorum.
|
|
|
47. Yıl
Mustafa ÖZCİVAN* Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri'nin 47. yılı. Son 6 yıldır törenlerin içerisinde yer almayan ya da yer verilmeyen Alevi örgütlülüğünün büyük bir kesminin törenlerden birkaç gün öncesi yaptıkları etkinlikler veya toplantılar hep alternatif olarak adlandırıldı ya da algılandı. Oysa 1997 yılından beri Alevi örgütleri törenlerden bir gün önce Hacıbektaş’ta toplanır ve geçen yılların değerlendirmesini yaparak bir bildiri yayınlanır, törenlerde verilmesi gereken mesajlar tartışılırdı Alternatif; yapılan bir şeyin karşı seçeneğidir, ancak yapılan konser, toplantı veya bu gibi etkinliğin aynı tarih ve aynı saatinde olursa alternatif olur yoksa 2-3 gün önce yapılan bir etkinliği alternatif olarak adlandırmak ya demogoji üretmek yada başarısızlığa kılıf uydurmaktır.
|
|
|
Abdestli Kapitalistler Alevilere Saldırıyor! |
|
|
|
|
Abdestli Kapitalistler Alevilere Saldırıyor!
Eren ERDEM / Odatv.com Tarihin yazılı metinlerinin birçoğunda, din adına üretilen kıstasların üretim odaklarının; ‘’kişisel menfaatleri’’ ön planda tuttuğu görülmektedir. Tıpkı ‘’ortaçağ engizisyonunun’’, feodal kapitalistlere yardakçılık etmesi gibi. Ve yine tıpkı; abdestli kapitalistlerin ‘’küresel ebeveynlerine’’ uşaklık etmek sureti ile, inanç sistematiğimizin içini boşaltması gibi… Bu noktada ‘’dindışı ilan edilen’’, yani ‘’ortaçağ deyimi ile aforoz edilen’’ alevi toplumunu anlamak ve anlatmak gerekir…
|
|
|
Alevi köylerinden 'açılım' izlenimi |
|
|
|
|
Alevi köylerinden 'açılım' izlenimi
Yalçın BAYER / Hürriyet “SİVAS’ın Şarkışla İlçesi’ne bağlı Akçakışla Beldesi’nde ‘Emlak köyleri’ olarak bilinen onlarca Alevi köyü var. Buradaki köylüler, çevre köylerdeki Sünni vatandaşlarla yıllardır barış ve huzur içinde yaşar. Bugüne kadar da hiçbir olay olmamıştır. Alevi köyleri Yükselen, Beyyurdu, Örtülü, Alaman, Hocabey, Karacaören ve Âşık Veysel’in doğup büyüdüğü ve mezarının bulunduğu Sivrialan’ın talihsizliği, Sünni köylerine gelen bazı hizmetlerin kendilerine ulaşmamasıdır. Yerel yönetimlerin burada yaşayan köylülere karşı olan tutumu hükümetin açılım politikasından önce ve sonra da aynıdır, değişmemiştir.
|
|
|
Beylikdüzü Cemevinin başına gelenler |
|
|
|
|
Beylikdüzü Cemevinin başına gelenler
Prof. Dr. İrfan Açıkgöz Öyle kuşun böyle kuyruğu olur derler, işte öyle devletin de böyle kaymakamı olur. Sayın Bakan Faruk ÇELİK işte buyurun size Alevi açılımı! Böyle kinci, tahammülsüz ve art niyetli yöneticiler varken açılım bir hikaye olarak kalır. Açılım için önce samimiyet, sonra da devletin bu kafalardan arındırılması gerekir, bunu için de böyle art niyetli yöneticilerin görevden alınması lazım gelir. Şimdi Sayın Başbakanı göreve çağırıyoruz; şayet Sayın Başbakan söylediklerinde samimi ise kaymakamı görevden alarak bunu ispatlayabilir. İşte fırsat! Süreci iyi yönetemeyen ve kadrolarına “açılımın” içeriğini ve amacını anlatmayan hükümetin gerçek amacı seçim için zaman kazanmaktır. Adalet ve vicdanın varlığının sorgulandığı yerlerde gücün ve güçlünün hukuku egemen olur. Kendileri için istediklerinin milyonda birini bile “öteki”ler için istemeyenlerin ipliği artık çoktan pazara çıkmıştır. Çözümde rol üstlenmeyen bu zihniyet her zaman olduğu gibi sorunun önemli bir parçasıdır.
|
|
|
Papaz Silvanus'u Pir Sultan Abdal Olarak Sunan Bir Yazar |
|
|
|
|
Papaz Constantine/Silvanus'u Pir Sultan Abdal Olarak Sunan Bir Yazarın Yalan ve Tahrifatları
Ünsal ÖZTÜRK (...)Alevilik büyük bir yapıdır. Aleviliğe yapılan saldırılar, tarihsel alt yapı kaydırmaları, yalana ve tahrifata dayalı tarih yazımı söz konusu olduğunda savunma mekanizması harekete geçirilmelidir. Kapılar kapatılmalıdır.... PAPAZ CONSTANTİNE/SİLVANUS’U PİR SULTAN ABDAL OLARAK SUNAN BİR YAZARIN YALAN VE TAHRİFATLARI Alevi Tarih Yazımında Skandal –Erdoğan Çınar Örneği- adında bir kitap yazdık ve piyasaya sunduk. Kitap üzerinde yoğun tartışmalar yapılıyor. Kitap, Pir Sultan Abdal Kültür Derneğimizin yönetici ve üyelerini yakından ilgilendirmektedir. Çünkü Skandal kitabının önemli bir bölümü, gözümüzün ışığı, gönlümüzün âşığı, büyük değerimiz Pir Sultan Abdal’ın bildik anlatımını bozmaya çalışan, Pir Sultan Abdal’la ilgili spekülasyon yapan, bilinç kaymasına neden olabilecek anlatımlarda bulunan Erdoğan Çınar adlı yazarın başvurduğu yalan ve tahrifatları açığa çıkartmaktadır.
|
|
| | << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1 - 31 Toplam: 1132 |
|
|
|
|
|
|
 |
|
TARTIŞI-YORUM |
|
|
Ali YILDIRIM Güncel'i Değerlendiriyor |
|
|
ANALİZ |
|
|
YORUM |
|
|
Osmanlı Engizisyonu |
|
|
Ateşte Semaha Durmak |
|
|
Sitenize AHA Haberlerini Ekleyin |
Sitenize Alevi Haber Ajansı Haberlerini Ekleyin

|
|
Kazım Koyuncu Kültür Merkezi Açıldı |
Kazım Koyuncu Kültür Merkezi Açıldı

|
|