Alevi Haber Ajansı - AHA
Anasayfa arrow Medya arrow Medya arrow Sırrı Süreyya Önder'e sansür  
Thursday, 31 July 2014 12:23
Sırrı Süreyya Önder'e sansür PDF Yazdır E-posta

Sırrı Süreyya Önder'e sansürSırrı Süreyya Önder'e sansür

Önder, hükümete karşı eleştirileriyle gündemde.

Yeni Radikal’in en çok okunan yazarlarından biri olan Sırrı Süreyya Önder’in geçtiğimiz hafta yazıları sürpriz bir şekilde yayınlanmamıştı… Sırrı Süreyya’nın ‘Alevi-Sünni’ denklemini dile getiren yazısı bir anda yok olmuştu… Kulislerde ise Sırrı Süreyya’ya ‘sansür’ uygulandığı konuşuluyordu… Ve yine kulislerde dolaşan bir başka dedikodu ise Akif Beki’nin yazının yayınlanmamasında önemli bir faktör olduğu idi...

İşte bu dedikoduların ‘dumanı’ tüterken, önemli bir gelişmede dün gece yaşandı… Sırrı Süreyya Önder’in de içinde bulunduğu ‘Kafa Dengi’ isimli programda bir ‘Dengesizlik’ oldu… ! Akif Beki’nin Genel Yayın Yönetmenliği’ni yaptığı 24 kanalından Sırrı Süreyya Önder apar topar ‘ihraç’ edilmişti.. !

Hükümete karşı son dönemde eleştirileri ile dikkati çeken Sırrı Süreyya Önder’in Radikal Gazetesi’nde yazdığı bu yazı da çok konuşulmuş ve bazı kesimleri rahatsız etmişti...

Sırrı Süreyya Önder'in yazısı:

Zûlm ile abad olan sonunda berbad olur

Copu ölümüne sallayan, kimyasal gazı böceğe sıkar gibi sıkan memur, sözüm sanadır.

İnsan dediğin düşünür. İtiraz etmeyen koyundur. Bugün iki ayağının üzerine dikilmişsen, düşünen ve itiraz edenlerin yüzü suyu hürmetinedir.

Sen bir yoksul çocuğusun. Hali vakti en yerinde olanınızın bile, size ‘vurun’ diyenlerin zibilliğindeki çöp kadardır varlığı. Varlığınız ancak onların zibilliğine armağan olabilecek kadardır.

Bunları unutma, aklının -varsa eğer- en sağlam yerine yaz!

Bu zulüm düzeni, bu bezirgân saltanatı, biraz da sana bunları düşündürtmemek üzerine kurulu.

Candan aziz evlat

“Bu da bir ananın, babanın evladı” demeden vurduğun gençlerin içinde senin kardeşlerin var. Herkese eşit eğitim hakkı istiyorlar. “Bunun bana ne zararı var?” diye bir an olsun düşünmez mi insan?!

Senin meslekteki büyüklerin, vaktinde aynı talepte bulunanlara aynı zulmü uyguladığı için, sen doktor değil de polis oldun. Bunu da aklının -kaldıysa eğer iğdiş edilmeyen bir yeri- aha işte oraya yaz!

Vurduğun gencin yaraları üç-beş güne kalmaz sağalır. İçeri attığınız sonsuza kadar orada kalmaz. Ama sen vurduğun her copla canından aziz bildiğin kendi evladının artık bir polis bile olamamasını sağlıyorsun, farkında mısın? Onların zibilliğine yeni çöpler yetiştirmek için mi bu kadar iştahın, öfken?

“Zulmün artsın ki zeval bulasın” lafını yoksul anana sor, ne dehşetli bir kökü olduğunu, nice zalimin sonunu rezil ettiğini sana kendi meşrebince anlatacaktır.

Kan bulaşığı silinmezmiş

Zulümleriyle efsane olmuş abilerin vardı. Vurdukları yerde kan biterdi.

Belki çoluk çocukları vardır, onların hatırına adlarını yazmayacağım.

Ellerindeki kanı kırk derenin suyu temizleyemedi. Ağlaya ağlaya kafasına sıkanları duyduk. Kan bulaşığı silinmezmiş, sonradan anladılar.

Kana bulaşan ellerle masum yavrular sevilemezmiş, geç öğrendiler. Bir sevgiliye dokunulamazmış, bilemediler.

İş bitince...

İşleri bittiğinde bir kerhane çaputu gibi fırlatılıp atıldılar.

Ve ancak o çaput kadar insanlığın hafızasına yazıldılar.

Bunları, sütünü emdiğin fukara ananın hatırına, hâlâ insanca çarpan bir yüreğin varsa eğer, oraya yaz.

Yaz yaz da nereye kadar?

En iyisi yazmayı bırak, oku, düşün, itiraz et!

Bu toz duman dağıldığında kendi çirkinliğinle baş başa kalma.

Her gecenin bir sabahı, her zulmün bir sonu vardır.

Vurduğun gençlerin adaleti, sana bu emri verenlerin aklına ve kalbine sığmaz.

Kendi geleceğin

Yoksul, yoksulu kokusundan tanır. Onlara sığın, seni hayatında hiç görmediğin bir insanlıkla kucaklayacaklardır.

Bu gençlerin düşlediği dünya gerçekleştiği gün, onlar oturup, “Bu insanlar bundan da iyisine layık” diyerek yeni düşler kuracaklar, emin ol...

Kendi geleceğini de karartma.

Vurduğun kendi çocuğunun geleceği ve onurudur.

Bu sözüm de sana bu emri verenlere...

Bundan sonra vuramayacaksınız! Kendi bedenimizi de onların yanına koyacağız. İki birden büyüktür. Kuzuyu kurda boğdurtmayacağız.

Gerçek Gündem - 18 Aralık 2010

 
< Önceki   Sonraki >
Alevi Haber Ajansı *** Alevilerin Gören Gözü, İşiten Kulağı, Söyleyen Dili ***
Ajans Menü
Hakkımızda
Künye
Yayın İlkeleri
İletişim
Arama
Bağlantılar
Güncel

Yıldırım TÜRKER yazdı: Madımak helalleşmesi

Necdet Saraç’ın kaleme aldığı “Alevilerin Siyasal Tarihi” adlı kitap tüm kitapçılarda

Kitap Önerisi
Webdesign by Webmedie.dk Webdesign by Webmedie.dk