Alevi Haber Ajansı - AHA
Anasayfa arrow Yazarlar arrow Fehmi SALIK arrow Özer Uçuran Çiller'in Kitabı  
Saturday, 19 April 2014 21:29
Özer Uçuran Çiller'in Kitabı PDF Yazdır E-posta

Özer Uçuran Çiller'in KitabıÖzer Uçuran Çiller'in Kitabı

Fehmi SALIK

Yaşadıkça neler göreceğiz; daha da nelere tanık olacağız. İlerledikçe geriliyoruz.

Biliyorum o sözü, anımsatacaksınız bana:

Belediye otobüslerinde ‘ilerleyelim beyler’ diyenler, en geridekilerdir.”

Konuya bu yönüyle girmek istemiyorum. Burada kullandığım ‘ilerledikçe’ sözcüğü, ‘zaman’ anlamına gelmektedir.

“Vay be!” diyorum kendi kendime. “Bizi kimler yönetiyormuş da haberimiz yokmuş hiç. Şu ‘Özer Uçuran Çiller’e bakın: Belli bir süre, bir ‘dişi şövalye’ görünümü sergileyen eski başbakanlarımızdan Tansu Çiller’in kocası; eşinin soyadını kabullenen olgun bir erkek.

Bayan başbakanımızın görevde bulunduğu süreçte kırdığı potları, bilmem neredeki sağır sultan bile işitti, biliyor.

Bu hatun, Müslümanlık parmağını oklaştırıp “Haydi Türkiye’m ileri” mi demedi? “Bu bacınızın önünü açın” mı demedi? Güneydoğu’da bulunan bir ilçeyi, Karadeniz Bölgesi’ne mi yerleştirmedi? Armuda ayva, ayvaya nar mı demedi? Bütün bunlara karşın yine de şükretmemiz gerekir ki kocası Özer Uçuran Çiller başbakanımız olmamış.

Şunu da söyleyebilirsiniz hemen:

Bu ülke, Tansu Çiller gibi nice başbakanlar gördü…

Bu Özer Uçuran Çiller, bir kitap yazmış. Kitabın adı: “Sırrın Sırrı”.

Kitap hakkında şöyle söyleniyor:

Yaşamın sırrı ‘çekim yasası’dır. Sırrın sırrı ise ‘rezonans’tır. Sırrın sırrının sırrı ise ‘kendini sevmek’tir.”

Yani tavşanın suyunun suyu…

Kitabı henüz okumadım. Yazınsal yönüyle bir eleştiri yapamayacağım. Ama Özer Çiller’le yapılan söyleşileri, onunla düzenlenen oturumları okudum, izledim. Son olarak bu ‘büyük yazar’ın NTV’de, bir ‘bilgi küpü’ olan Kerem Doksat’ın karşısında nasıl ezildiğine yakından tanık oldum. Adam kızardı/bozardı; bana mısın demedi yine de.

Özer Çiller’in yanında ‘Ferhan Efeçınar’ adlı, unvanı ‘eğitmen’ olan bir bayan daha vardı. Yaptıklarının dipsizliğini örtebilmek için sürekli gülüyordu. Neyin ‘eğitmen’iydi bu bayan, çözemedim bir türlü.

Bu oturum, izlenimlerimden, yaşadıklarımdan bazı kesitleri anımsattı bana:

Eğitmen” denince ben, Köy Enstitüleri’nden daha önce bir kurs sonucu, ‘eğitim öncülüğü’ yapan az okumuş, ancak çağcıl düşüncelerle bezenmiş o saygın kişileri anımsarım hep. Ben de ilkokulu, onlardan birinde okudum. O saygın kişilere gönül borcumuz var bizim.

O oturumda, Özer Çiller’in yerinde olmak istemedim. “Fena mı olurdu; bir başbakan kocası olurdunuz” diyeceksiniz şimdi. Yok, yok; olmaz olsun.

Erdal İnönü’nün Genel Başkanlık yaptığı dönemde, SODEP’te faal üyeydim. Bir kongrede bize karşıt olan bir kesimin sözcüsü bir bayan partilimiz, çok güzel bir konuşma yaptı. O zaman birlikte savaşım verdiğimiz Sayın Kemal Anadol, bana döndü: “Sayın Salık, bir eğitimci olarak görüşünüz nedir?” diye sorduğunda şu yanıtı verdim: “Böylesi bir kadının kocası olmak isterdim.” Grubumuz, gülmekten kırıldı.

Özer Uçuran Çiller, bilim adamı Kerem Doksat’ın önünde bocaladı. İpe sapa gelmez, çağa yakışmaz, bilimden uzak savlarla ‘zırvalamaya’ başladı. Her şeyin ‘içe doğuş’la düzelebileceği doğrultusunda görüş beyan ederek kendini kurtarmaya çalıştı; ama bu anlatımında da yenik düştüğü, apaçık gözlendi. Özer Uçuran Çiller’in bu eften püften savunması, bana yine değerli şairimiz Ali Yüce’nin yaşam öyküsünün bir kesitini anımsattı:

1928’de Hatay’ın Yayladağ İlçesi’nin Hisarcık Köyü’nde doğdum. Çocuk olup olmadığımı hiç anlamadım. Önce ‘öte dünya’ için bilgilendim. Tam ‘altı yıl’ eski yazı okudum. Hatay’ın, Mustafa Kemal tarafından alınacağı günlerdi. Bir ‘Pekmezci Durmuş’ vardı. Yeni yazıyı, ondan öğrendim. Eski yazıyı okuduğum ‘Molla Hamza’dan neler öğrendiğimi sorardı bana. Ben de anlatırdım. Pekmezci Durmuş eklerdi: ‘Madem her şeyi öğrendin; neden muska yazıp başındaki çıbanları iyi edemiyorsun?’ Apışıp kalırdım. Şimdi anlıyorum: 1940’ların Pekmezci Durmuş’u, 2000 yılı Türkiye’sindeki parlamenterlerin çoğundan daha ilerideymiş…”

2009 yılının Özer Uçuran Çiller’ine ne demeli peki?

Şimdi insana sormazlar mı: Madem elinizde ‘sır’larla oluşmuş böylesine sihirli bir değnek vardı; eşinizle birlikte neden ülkeyi düştüğü bu bataklıktan kurtaramayıp da ortalıktan sır oldunuz?

Ama suç, Özer Uçuran/ Tansu Çiller’de değil; onları başbakan orununa çıkartan, bu tür uyduruk kitapların reklâmları ve okuyuculuğu için kuyruklaşan bu sevgili halkımızdadır…

Fehmi SALIK
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Alevihaberajansi.com - 29 Ocak 2009

 
< Önceki   Sonraki >
Alevi Haber Ajansı *** Alevilerin Gören Gözü, İşiten Kulağı, Söyleyen Dili ***
Ajans Menü
Hakkımızda
Künye
Yayın İlkeleri
İletişim
Arama
Bağlantılar
Güncel

Yıldırım TÜRKER yazdı: Madımak helalleşmesi

Necdet Saraç’ın kaleme aldığı “Alevilerin Siyasal Tarihi” adlı kitap tüm kitapçılarda

Kitap Önerisi
Webdesign by Webmedie.dk Webdesign by Webmedie.dk