Alevi Haber Ajansı - AHA
Anasayfa arrow Yorum Analiz arrow Aşık Veysel'in Alevilik Bağı Yok Edilmek İsteniyor  
Tuesday, 02 September 2014 19:37
Aşık Veysel'in Alevilik Bağı Yok Edilmek İsteniyor PDF Yazdır E-posta

Aşık Veysel'in Alevilik Bağı Yok Edilmek İsteniyorAşık Veysel'in Alevilik Bağı Yok Edilmek İsteniyor

Av.İsmail Metin

Sazı öğrenmesinin gerçek hikayesi

Çamşıhlılar ile Emlek köylerinin ilişkisi Alevilik temelleri üzerine gelişmiştir. Dedelik taliplik ilişkisinde Çamşıhlılar Arguvan köylerinin olduğu gibi Emlek (Şarkışla) köylerin de büyük çoğunluğunun dedesidir. Bu ilişki dolaysı ile Çamşıhlılar ile Emlek köylüleri arasında çok iyi ve derin ilişkiler kurulmuş bunun sonucunda da Çamşıh kültürü ve türküleri buralarda (Argavun ve Şarkışla) çok derin izler bırakmıştır. 

Her yıl kış ayları gelince Çamşıhlı dedelerin bir kısmı Emlek köylerine gider orada birkaç ay kalır, cem yapar, cemaat yönetir, akşam sohbetleri düzenler, böylece Alevilik yolunu yaşatırlardı. Bu Çamşıh dedelerinden birisi de Ali ağaydı.

Uzun kış gecelerinde cem öncesi yaklaşık bir iki ay süre ile akşam muhabbetleri yapılır, bir taraftan yenilip içilirken, bir taraftan da Alevilik hakkında insanlar bilgilendirilip, Alevilik kararlığını artırılırdı. İşte Aşık Veysel’in hayatını değiştiren de böyle bir akşam muhabbetiydi. Aşık Veysel’in keşfedilmesinin nedeni de Alevi muhabbetlerine olan düşkünlüğüydü. Daha on oniki yaşlarındayken dahi hiçbir akşam muhabbetini kaçırmaz, büyük bir dikkatle konuşulanları dinler, dedenin çaldığın deyişler ve mersiyeler eşliğinde kendinden geçer ağlardı.

Bir akşam yine Alevi muhabbeti yapılırken o zaman ki ismi “Kör oğlan” olan Veysel kendisini muhabbete kaptırmış ta dedenin bulunduğu yere kadar gelmişti. Gözlerinin çiçek hastalığından kör olunca görüntüsü de nahoş hale gelmişti. Aynı zamanda bakımsız, salya ve sümükleri akıyordu. Veysel’in muhabbet meclisinin ta üst başlarına geldiğini gören köylülerden birisi yerinden kalkarak küçük Veysel’e bir tokat vurup dışarı attı.

- Bu halınla bir de meclisin üst başına çıkıyorsun, çık dışarı dedi.

Veysel büyük bir acı ile ağladı. Öyle ağladı ki ortam bir anda değişti. Bize ulaştığına göre Veysel ağlarken gözlerinden değil göğsünden ağlardı. Ağladığı zaman orada bulunan bütün insanların acıma duyguları dayanılmaz hale gelirdi. Köylüden tokat yeyince burada da öyle acıklı şekilde ağladı. Veysel’in derinden ağlaması Dede Ali ağayı rahatsız etti. Veysel’e vuran köylüye kızdı ve Veysel’i getirtip yanına oturttu. Bir süre daha içli içli ağlayan Veysel dedenin teskinleri ile yatıştı ve meclisin sonuna kadar dedenin yanında oturdu.

Dede Ali ağa ertesi gün kalkar kalkmaz küçük Veysel’i yanına çağırttı. Ona sordu.

- Sana bir saz yapayım mı?

Veysel kendinden geçti. Çok sevindi. Dede bunun üzerine köylülerden kendisine iğde kütüğü getirmelerini istedi. Bir süre sonra köyde bir iğde kütüğü bulup getirdiler. Dede Ali ağa oturup o kütüğü günlerce uğraşıp oydu. Köylüler dedenin bu halini çok yadırgadılar.

- Dede bu kör çocuğa niye bu kadar uğraşıyorsun. Bu yola yürümesini beceremiyor gariban bir de saz mı çalacak. Dediler.

Dede bunun üzerine hala Çamşıhta söylenen şu sözünü söyledi .

- Yarin o bir aşık olacak ki dünyada adı söylenecek.

Dede Ali ağa Veysel’in sazını kendi elleri ile yaptı. Sonra o sazı Veysel’e verdi. Kendisi de karşısına geçti. Bu kez saz çalmayı öğretti. Bununla da yetinmedi, bu kez kendi türkülerini, Çamşıh türkülerini öğretti. Ali ağa her yıl Emlek köylerine gittiğinde Veysel onun dizinin dibinden ayrılmadı. Bu kez sazın ustalıkları öğretti. Tam bir saz ustası olduktan sonra da Alevi meclislerine, cemlerine götürüp Alevi deyişlerini, semahlarını, mersiyeleri öğretti. Veysel “Aşık” unvanını Dede Ali ağadan öğrendiği Çamşıh türküleri ile kazandı. İlk plağını “Ağ gül seni camekanda görmüşler” ve “Küçük gelin” türküleri ile yaptı.

Dede Ali ağa, Aşık Veysel’i Alevi muhabbetlerine götürüp Alevilik bilgisini ve tarihini öğretti. Aynı Taptuk Emre’nin Yunus’u eğitmesi gibi Ali ağada Veysel’i eğitti, yetiştirdi.

Aşık Veysel Alevi meclislerinde doldu, demini Alevi meclislerinde aldı. En az bir kırk sene boyunca bu bilgilerle beslendi. Sonunda kendine döndü, Yunus oldu. Veysel köyde kör iken durduk yerde Aşık Veysel olmadı. O türküleri durduk yerde yazmadı. Veysel’in kafasında, türkülerin içinde kırk senenin birikimi, kırk sene boyunca almış olduğu Çamşıh kültürü ve Alevilik bilgisi saklıdır.

Zaman geldi Dede Ali ağa hakka yürüdü. Veysel bu kez Çamşıhlı başka dedelerle cemlere gitti. Anadolu’nun bir çok köyünü kör gözleri ile adım adım gezdi. Orada Hüseyin Abdal taliplerini gördü. Uzun bir dönüm öğrenmeye harcadığı zamanını bu kez öğretmeye harcamaya başladı. Bir asker gibi Alevilik için uğraştı.

Şimdi Veysel ile Ali ağanın, buna dayanarak Çamşıh ile Emlek köylerinin ve daha da önemlisi Aşık Veysel ile Aleviliğin ilişkisini kesmeye çalışıyorlar. Sivas valiliği tarafından Aşık Veysel adına bir CD yaptırılmış. Burada Aşık Veysel’in hocası olarak Molla gösterilmiş, Ali ağada arkalarda bir cümle ile geçiştirilmiş. Buradaki amaç elli yüz sene sonrasıdır. Belki önümüzdeki yirmi bilemedin elli sene sonra sazı da camide öğrendiği yazılacaktır. Aşık Veysel ile Alevilik bağını koparma faaliyetleri bununla da bitmiyor. Bazı yazılarda görüyorum  “Aşık Veysel’in sazı  babasının arkadaşı Ali ağadan öğrendi” denilmektedir. Arasında yüzeli kilometre mesafe olan köylerde yaşayan insanlar o ulaşım olanaksızlığında nasıl arkadaş olabilir. Arkadaş olurlarsa bunu nasıl devam ettirirler. Bir türlü sazı öğreten kişinin Alevi dedesi olduğu yazılmamaktadır, söylenmemektedir.

Aynı hatayı Aşık Veysel’in adını taşıyan dernek ve Emlek köy dernekleri de yapmaktadır. Belki sadece Aşık Veysel’in hocasının Çamşıhlı Ali ağa olduğu çok zorda kalındığında söylenmektedir ama hepsi bu kadarla kalmaktadır. Bu dernekler ne Çamşıhlılarla ilişkiye geçmekte, ne de Ali Ağa ile Aşık Veysel’in bağının kaynağından bahsetmemektedirler.

Alevilik ile Aşık Veysel’in bağını kesmek için ne kadar uğraşsalar uğraşsınlar bunda hem başarılı olamayacaklar hem de hayatın gerçeği onların çarptırmak istedikleri gibi olmadığını göreceklerdir.

Şu son bir kez daha bilinmelidir ki. Çamşıhlı Dede Ali ağa, Aşık Veysel’e hem sazı kendi elleri el yapmış, sonra sazı kendi öğretmiş, daha sonra kendi türküleri ve Çamşıh türkülerini öğretmiş, onu Alevi cemlerinde yetiştirmiş, onun Aşık Veysel olmasını sağlamıştır. Aşık Veysel’i Aşık Veysel yapan da ne bulunduğu köydür ne de başka bir şeydir. Onu Aşık Veysel yapan kırk yılı aşkın almış olduğu Alevilik bilinci ve öğretisidir. Hiçbir güç Aşık Veysel’in bu yönünü yok edemeyecektir. 
 
KAYNAK : Alevihaberajansi.com - 06 Ağustos 2009

 
< Önceki   Sonraki >
Alevi Haber Ajansı *** Alevilerin Gören Gözü, İşiten Kulağı, Söyleyen Dili ***
Ajans Menü
Hakkımızda
Künye
Yayın İlkeleri
İletişim
Arama
Bağlantılar
Güncel

Yıldırım TÜRKER yazdı: Madımak helalleşmesi

Necdet Saraç’ın kaleme aldığı “Alevilerin Siyasal Tarihi” adlı kitap tüm kitapçılarda

Kitap Önerisi
Webdesign by Webmedie.dk Webdesign by Webmedie.dk