Alevi Haber Ajansı - AHA
Anasayfa  
Friday, 03 September 2010 09:03
Ana Menü
Anasayfa
Basında Aleviler
Alevi Kurumlarından
Ajans Özel Haber
Tüm Haberler
Etkinlik Haberleri
Köşe Yazıları
Yorum Analiz
Yazarlar
Kitap Tanıtımı
Kültür Sanat
Edebiyat
Türkiye
Dünya
Emek Haberleri
Medya
Tarih
Videolar
Karikatür
Röportaj
Alevilik
Anketler
Alevilik Dosyası
Zorunlu Din Dersi
Diyanet Sorunu
Cemevi Sorunu
Ajans Menü
Hakkımızda
Yayın İlkeleri
İletişim
Arama
Bağlantılar
Alevi Forumu
Giriş Formu





Şifrem?
Kayıt
Bağlantılı Öğeler
RSS HABER
Zorunlu Din Dersi
Röportaj Söyleşi
Tarih
Kitap Tanıtımı
Etkinlik Haberleri
Kültür Sanat Haberleri
Allah Allah diyerek düşmana saldırırız! PDF Yazdır E-posta

Allah Allah diyerek düşmana saldırırız!Allah Allah diyerek düşmana saldırırız!

Serdar DOĞAN

(...) Katliam tüm şiddetiyle devam ederken Madımak Oteline giren subay; “meczup” değilse, hani hep yaratılan “dış düşman”, değilse. TSK askeri kılığına girmiş bir “yunan” casusu değil ise ki herhalde değildi. Türkçe sorduğumuz; “Peki, biz nasıl çıkacağız buradan” yardım istemimize; yine Türkçe; ama artık çok meşhur olan kabadayı tavır ile “nasıl gidiyseniz öyle çıkın orospu çocukları” demezdi galiba?...

Madımak ateşe verileli tam 17 yıl oldu. 1 Temmuz 1993’ten bugün; 27 Ocak 2010’a anlam veremediğim, açıklayamadığım bir gerçeklik vardı. Sivas il sınırları içinde görev yapan, Asker ve Polis neden madımak katliamını önlemek için kılını kıpırdatmamıştı. 17 yıldır doluya koyarım almaz, boşa koyarım dolmaz bir boşluktu bende. Nihayet; Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ bu sancımın adını koydu, anlamama yardımcı oldu.

1 Temmuz günü başlamıştı saldırılar. Namaz rekâtları arasında yandaki camilerden gelenler; Buriciye Medresesi içinde kitaplarını imzalayıp, okurlarıyla sohbet eden sanatçılara, orada fiziken bulunmayan ama kaset ve kitaplarıyla manevi destek olan ustalarımıza, ağza alınmayacak küfürlerle hakaret ediliyor, eserleri yerlere atılıp parçalanıyor, ortam terörüze edilmeye çalışılıyordu. Medrese içinde dolaşan “siviller” müdahale etmek yerine, hadi dayıcığım diye sırtlarını sıvazlayarak daha bir cesaretlendiriyor, bir sonraki namaz arasında görüşmek üzere, şimdilik uzaklaştırıyordu. Oysa onlardan herhangi birinin kulağından tutup; “ulan densiz, adamlar sana ne yapıyor? Kaset, kitap imzalayıp; şiir, türkü okuyor, semah dönüyorlar. Ya insan ol otur ve izle ya da defol git” deseydi. Israrcı, tehditkâr, saldırgan olanları nezarete atsaydı! Hani bize yaptıkları gibi; cop, tazyikli su, orantısız güçte kullanmadan… Yahut 42 gündür ekmekleri için direnen Tekel İşçilerini ilk gün gaz bombardımanına tutup, kış günü havuza döktükleri gibi yapmadan, kibarca engelleselerdi Sivas’ta kilerini? Suya dökmek; Ege de “düşmanı”; Abdi İpekçi parkında “emekçiyi”… Ama madımağa bir avuç su getirmeden…

Allah Allah diyerek düşmana saldırırız!Müslümanlar” diye bildiri yazarak 1 Temmuz gecesi karanlığında, sabaha kadar, karanlık adamlara ulaşmaya çalışan; insan yakacak kadar cesaretli ama adlarını yazamayacak kadar korkak soysuzlar bildiri dağıtırken bizimde “emniyetimizden” mesul kişiler neden bu kadar kör, sağır, dilsizlerdi? Birileri, O amansız yangını ateşleyen ilk kıvılcım olan bildiriyi dağıtanları, gecenin karanlığından alıp çıkarsalardı? Hani, “sol” adına bildiri dağıtıp, afiş asan gençleri “adressiz kurşunlara gelip” sırtlarından vurulurken seyrettikleri gibi seyretmeden; sadece, yapmayın diyerek engelleselerdi…

Kalabalık bir güruh, geminden boşanmış hayvan sürüsü gibi kültür merkezine akarken; saatlerce taşlayıp, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan konuklara saldırırken önlerine geçip; “ulan allahsızlar, türkü dinlemeye gelmiş konuklarımız onlar, hiç bizim “milli misafirperliğimize yakışıyor mu yaptığınız, dağılın yoksa “zor” kullanırız" deseydiniz?

Tarihi kongre binası taşlanırken; hani, Sivas Kongresinin yapıldığı; kurtuluş Savaşı kararlarının alınıp uygulandığı, Türkiye Cumhuriyetinin temellerinin atıldığı bina yerle bir edilmek istenirken! "Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak", "Hizbullah gelecek dertler bitecek", "muhammedin ordusu, laiklerin korkusu" sloganları eşliğinde “devlet” in Valisine; şerefsiz diyerek, istifaya çağırıp, hatta öldürmeye çalışırlarken hemen karşısındaki koca tugaydan; Laikliğin ve Cumhuriyetin yılmaz bekçisi bir rütbeli asker çıkıp, ulan siz Cumhuriyetin değerlerine saldırıyorsunuz deseydi. Bizi ve de valiyi geçtim; Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu, başkumandanı olduğu ordunun mensupları, Atatürk Büstü siyasal-islamcılar tarafından kaidesinden sökülmüş, yerlerde sürüklenirken durdurabilselerdi.

Katliam tüm şiddetiyle devam ederken Madımak Oteline giren subay; “meczup” değilse, hani hep yaratılan “dış düşman”, değilse. TSK askeri kılığına girmiş bir “yunan” casusu değil ise ki herhalde değildi. Türkçe sorduğumuz; “Peki, biz nasıl çıkacağız buradan” yardım istemimize; yine Türkçe; ama artık çok meşhur olan kabadayı tavır ile “nasıl gidiyseniz öyle çıkın orospu çocukları” demezdi galiba?

Allah Allah diyerek düşmana saldırırız!Sona yaklaşmıştık, ateş otelin içinde saçlarımızı yalıyordu vedalaşmaya, helalleşmeye başlamıştık ki, 15-20 asker, birde yetkili subay geldi Madımak Oteli önüne (görüntülerden askerlerin ve komutanın kimlikleri bulunabilir). Kurtulduk, yaşasın çığlıklarıyla yeniden döndük yaşama sevincine; az önce uğradığımız “ağır” hakareti yapanı ve taşıdığı üniformayı çabucak unutarak… Kurtarmaktan gayrı ne yapmak için geleceklerdi ki başka? Bizde bu ülkenin vergisini veren, askere giden vatandaşları, geçek yurtseverleriydik. Kavgaya, savaşa değil, barışa, kardeşliğe semah dönmek için Sivas’a gelmiştik. Geminden boşalan sürü; “Asker, Bosna’ya, en büyük asker bizim asker” sloganlarıyla askeri çepe çevre sarıverdi. Kısa bir görüşme yapıldı; asker çekildi ve az sonrada otel ateşe verildi…

17 yıl boyunca kendime her gün sordum. Asker ve Polis neden tutmadı, yakalamadı, kızmadı, tutuklamadı, püskürtmedi diye, cevap veremedim. “Balyoz” darbe planı içinde İstanbul’da iki cami bombalanacak, beklide Maraş Katliamında ki gibi Aleviler yaptı denilerek kaos ortamı yaratılıp; Alevi-Sünni çatışması yaratılacak, darbe için ortam sağlanacaktı. Yeni ortaya çıkan bu darbe planına her yerden bir açıklama gelince Sayın Başbuğ; darbe söylemlerinden hicap duyduğunu; hele hele “Allah Allah diyerek düşmana saldıran ve alt eden bir ordunun nasıl olurda Allahın evi camiyi bombalamak gibi bir eylem içinde olur, bunu söyleyen ve düşünen vicdansızdır” açıklamasını yaptıktan sonra anladım… Madımak oteli 15 000 veya üstü bir güruhla sarılmış, sekiz saat taşlanmış, Allah Allah nidalarıyla yakılmıştı. 1993’te Sivas’ta görev yapan rütbeli askerlerde herhalde aynı duygu içinde hareket ederek; şeriat istencinde olanları, Allah Allah diyerek gencecik kızlarımızı, oğullarımızı, aydınlık sanatçılarımızı yakarken izlediler… Çünkü “düşman”, Allah Allah diyerek alt edilirdi…

KAYNAK : Alevihaberajansi.com - 28 Ocak 2010

 
< Önceki   Sonraki >
*** Alevi Haber Ajansı *** Alevilerin Gören Gözü, İşiten Kulağı, Söyleyen Dili ***  
Alevi Enstitüsü
Alevilik Araştırma, Dokümantasyon ve Uygulama Enstitüsü
Yol TV
YOL TV
PİRSU
PİRSU ANKARA ANA BAYİ
ALİ BALKIZ
FEVZİ GÜMÜŞ
NECDET SARAÇ
Son Haberler
TARTIŞI-YORUM
Yüksel IŞIK Güncel Tartışmalara Işık Tutuyor
Ali YILDIRIM Güncel'i Değerlendiriyor
Ali YILDIRIM Güncel Gelişmeleri Değerlendiriyor
ANALİZ
Erdoğan AYDIN : AKP'nin Alevi projesi Amerika'da Pişirilmiştir
YORUM
Esat KORKMAZ AKP'nin Alevi Açılımını Yorumladı
En Çok Okunan
Osmanlı Engizisyonu
Ali YILDIRIM : Osmanlı Engizisyonu Zulmün Tarihi
Ateşte Semaha Durmak
Ali YILDIRIM : Ateşte Semaha Durmak
Sitenize AHA Haberlerini Ekleyin
Sitenize Alevi Haber Ajansı Haberlerini Ekleyin

Kazım Koyuncu Kültür Merkezi Açıldı
Kazım Koyuncu Kültür Merkezi Açıldı

Anketler
Alevi Çalıştayı Olumlu Sonuç Verir mi?
 
Ajans Özel Haber
Basında Aleviler
Türkiye Haberleri
Dünya Haberleri
Yorum Analiz
Köşe Yazıları
Webdesign by Webmedie.dk Webdesign by Webmedie.dk